Hinduizmde, dört elementin uyumunun sembolü
Hindu inançlarına göre, dört kardeş bir ağacın altında oturup sohbet ediyordu. Onları hepiniz tanıyorsunuz: ateş, toprak, su ve hava. Günlük görevleriyle meşgul oldukları için bir araya gelmeleri nadiren mümkün oluyordu. Bu özel anı ölümsüzleştirmek isteyen kardeşler, gezegeni terk etmeden önce bu buluşmanın anısını bırakmaya karar verdiler; her bir elementin dünyadaki uyuma katkısını taşıyacak bir şey…
Böylece hepsi gölün kenarına bakıp, kökleri toprağa bağlı, gelişimi suda gerçekleşen ve çiçek açması havada olan bir bitki yaratmaya karar verdiler. Süreci tamamlayan ise, bitkiyi besleyip çiçek açmasını sağlayan güneşin sıcaklığını sunan ateş oldu.
Antik Mısır’da nilüfer: Ra’nın sembolü
Arkeologlar, nilüfer çiçeğinin Antik Mısır’da var olduğuna dair kanıtlar bulmuşlardır. O dönemde bu çiçek dini törenlerde kullanılırdı. Nilüfer çiçeği, o döneme ait birçok mezar ve tapınağı süslemekteydi. Simgesel olarak, nilüfer yenilenmenin ve yeniden doğuşun sembolüydü: her akşam yaprakları solup kapanır, sabah ise yeniden açardı. Böyle bir armağan, ölülerin öteki dünyaya geçişine yardımcı olurdu. Rahipler de nilüferin yatıştırıcı özelliklerinden faydalanırlardı.
Gece boyunca yapraklar kapanır ve şafakla birlikte tekrar açılır. Mısırlılar, bu doğal döngü nedeniyle lotusu Güneş Tanrısı Ra ile ilişkilendirirdi. Tıpkı nilüfer gibi, Güneş Tanrısı da gecenin karanlığında kaybolur ve her sabah yeniden doğar.
Bu makaleyi beğendiniz mi?
Daha fazla bilgi almak ister misiniz 🤔 ?
Doğrudan yazara yazınPerseTobur !
Perse'e bir soru sor
Düşüncelerinizi paylaşmak ister misiniz? Yorum bırakın